MAKALE | TERAPİ YÖNTEMİ DEĞİL, TERAPİST İYİLEŞTİRİCİDİR






TERAPİ YÖNTEMİ DEĞİL, TERAPİST İYİLEŞTİRİCİDİR

Bir terapist olarak günümüzde hem biz profesyonellerin hem de psikoterapi hizmetinden yararlanacakların içine düştüğü bir yanılgı; terapistin hangi terapi yaklaşımını kullandığına gereğinden fazla önem vermeye başlamak. Psikanalitik Terapi, Adlerian Terapi, Davranışçı Terapi, Varoluşçu Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Rogerian Terapi, Gerçeklik Terapisi, EMDR Terapisi, Sistemik Terapi, Feminist Terapi, Oyun Terapisi, Sanat Terapisi, Şema Terapi, Kabul ve Kararlılık Terapisi, Transaksiyonel Analiz Terapisi, Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi, Çok Boyutlu Terapi, Gelişimsel Psikoterapi, Öyküsel Terapi, Çözüm Odaklı Kısa Terapi ve 400’den fazla nice terapi yaklaşımı bugün biz terapistlerin alet çantasını oluşturuyor. Tüm terapi yaklaşımlarına uzmanlık düzeyinde hakim olmak zor olduğu için, çoğu terapist, bir ya da iki terapi yöntemi üzerinde uzmanlaşmaya yöneliyor.

            Terapistlerin böyle bir eğilim içinde olması, hem onları hem de onlardan hizmet alacak olanları “mutlaka en iyi olan bir yöntem vardır” yanılgısına düşürüyor. Bu nedenle artık tedavi aramak yerine tedavi şekli aramaya yöneliyoruz. Bana sık sık aşağıdakilere benzer sorular geliyor:

                        “Hocam şema terapi hakkında ne düşünüyorsunuz?”

                        “Hocam EMDR terapisi diye bir şey varmış, siz yapıyor musunuz?”

                        “Hocam bir arkadaşım hipnoterapi ile sigarayı bırakmış, siz de yapıyor musunuz?”

                        “Daha önce gittiğim psikolog da bilişsel terapi yapıyordu ama işe yaramadı, siz bilişsel terapi dışında bir şey yapıyor musunuz?”

            Bu sorular elbette ki, esas iyileştirici olan şeyin terapistten çok, terapistin hangi yöntemi uyguladığının önemli olduğu düşüncesinin yayılmasından kaynaklanıyor. Belki de bu yanlış düşüncenin yayılmasına en çok sebep olan biz terapistleriz. Kendi uyguladığımız yöntem veya yöntemleri başka yöntemlerin üstüne koyma çabamız, psikoterapiye zarar veriyor. Psikoterapi, bu anlayış yüzünden ilaç tedavisiymiş gibi görülüyor. “Travma mı geçirdin? O zaman en iyisi EMDR, OKB misin? O zaman en iyisi bilişsel terapi, Depresyonda mısın? O zaman en iyisi şema terapi” gibi sığ bir anlayış yayılıyor. Özellikle biz ruh sağlığı uzmanları halkı yönlendirirken kişisel inançlarımıza göre değil, bilimin ışığına göre yönlendirmeliyiz. Bilim 60 yıldan fazladır, hangi yaklaşımın en etkili olduğuna dair bulgular bulmaya çalışıyor. Buna bir türlü cevap bulunamazken, bu arayış sürecinde psikoterapinin başarıyla sonuçlanmasında hangi etmenlerin rol oynadığıyla alakalı bulgular dikkat çekicidir.

            Yaşanan sorun ne olursa olsun, ister depresyon ister bir çeşit kaygı bozukluğu, bu sorunu çözmek için alınan psikoterapinin başarılı olmasında %60 gibi bir güçle en büyük etkiyi terapist özellikleri ve davranışları, terapist ve danışan arasındaki iyileştirici ilişki, danışanın özellikleri, umut ve olumlu beklentiler ve empatik anlayış gibi faktörler sağlıyor. Tedavinin başarıya ulaşmasında geri kalan etkiyi ise uygulanan teknikler (herhangi bir terapi yöntemi) ve dışsal faktörler (örneğin danışanın ailesi) %20’şer olarak paylaşıyor. Özetle uygulanan terapi yöntemi, en fazla, danışanın arkadaşlarının danışan üzerinde sahip olduğu etki kadar bir etkiye sahiptir.

            Benim şu an için uzmanlık düzeyinde hakim olduğum psikoterapi yöntemleri çözüm odaklı psikoterapi, bilişsel-davranışçı terapi ve hümanist terapidir. Hiçbirinin, herhangi bir sorun için en etkili yöntem olduğunu söyleyemem çünkü sahip olduğum en etkili teknik kendimim. Psikoterapi, mekanik ve tek düze bir süreç değildir. Yüzlerce seans yaptım, hiçbiri birbirinin aynı değil. Yüzlerce seansın hiçbirinde aynı hızda ilerlenmedi, onlarca danışanın hiçbiriyle aramızdaki ilişki bir diğeriyle tam olarak aynı olmadı. Bunu söylemekten çekinmemeliyiz, çünkü zaten psikoterapi dediğimiz yardımın doğası böyle. Ben psikolojik danışmanım, her şubede aynı lezzeti yakalamaya çalışan kahve zinciri değilim. Bu hizmeti alanlar da bunu kabullenmelidir. Tedavi seçimi değil uzman seçimi yapmayı ön plana almalıdır.


Uzm. Psikolojik Danışman İsa Özgür ÖZER