MAKALE | BİZ ERKEKLER, HEPİMİZ AYNI MIYIZ?






BİZ ERKEKLER, HEPİMİZ AYNI MIYIZ?

Erkeklerin, kadınların duygusal gereksinmelerini, kadınların da erkeklerin cinsel gereksinmelerini anlamaları, maalesef ki kolay olmuyor. Aslında ikimiz de iki şeyin peşindeyiz: Sevgi ve Cinsellik. Ancak ikisinin aynı anda olması mümkün değilmiş gibi her kadın erkeği sadece seks peşinde koşmakla, her erkek de kadını cinsel açıdan isteksiz olmakla suçluyor. Aslında durum böyle değil, sadece kocaman bir yanlış anlaşılma var. Bu yazının, okurlarına, bu yanlış anlaşılmayı gidermeleri için katkıda bulunacağını düşünüyorum. Sırasıyla erkeklerin ve kadınların penceresinden, sevgi ve cinselliğe şöyle bir bakalım.

Öncelikle kadınlar günümüzde bile hala çok yanlış bir ön yargı içinde. Kadınlara göre erkekler, sadece seksin peşindedir, duygusuzlardır, sekse sevgiden daha fazla önem verirler. Nitekim durum göründüğü kadar basit değildir. Erkekler de özünde sevginin ve aşkın peşindedir ancak bu duygulara ulaşmak için sekse ihtiyaç duyarlar. Buna neden olan şey, erkeğin binlerce yıl öncesinden süregelen rolleridir. Örneğin erkekler, ilk toplumlardan bu yana çok çalışmak, ailelerini korumak, ava çıkmak, savaşa gitmek gibi roller edinmiştir. Bu durum zamanla onları duygularını kilit altına almak ve kontrol etmek zorunda olmaya itmiş, zevk almak, sevmek gibi duygulardan arınmaya mecbur kılmıştır. Bugün erkeğin bu rolleri farklı şekillerde devam etmektedir. Avlanmak zorunda değillerdir ancak para kazanmak zorundadırlar, savaşmak zorunda değillerdir ama “erkekler ağlamaz” diye yetiştirilirler, kadınların terapiste gitmesinde bir sakınca yoktur ama erkek terapiste giderse bu onun için aşağılayıcıdır.

İşte bu nedenle kadınların, erkeklerin neden cinselliğe gereksinim duyduğunu anlaması gerekiyor. Erkekler için cinsellik ya da seks süreci, duygularını perdelemeden en yoğun şekilde ortaya koyabildikleri, aşk ve sevginin gücünü hissedebildikleri, cinsel hazdan öte bir duygusal doyum yaşadıkları bir ön koşuldur. Özetle erkekler seksin kölesi değildir, ama sevgilerini açığa çıkarmak için sekse ihtiyaç duyarlar. Bir erkek seviştikçe o kadını ne kadar sevdiğini anlar, seviştikçe bağlanır, seviştikçe kadının duygusal ihtiyaçlarını karşılayacak olgunluğa erişir.

Şimdi olaya bir de kadın penceresinden bakalım. Erkeklerin de kadınlar hakkında yıllardır süregelen ve gerçek olmayan ön yargıları var. Erkeklere göre kadınlar sadece duygusaldır, güçsüzdür, cinsel açıdan isteksizdir, sevgi ve aşkı cinselliğe tercih ederler. Bu da tıpkı kadınların erkekler hakkındaki ön yargılarında olduğu gibi kocaman bir yanlış anlaşılmadır. Kadınlar da en az erkekler kadar cinselliği arzular ancak gerek farklı kimyasal yapıları, gerek yetiştirilme tarzı gibi sosyal etmenler ve gerekse psikolojileri, kadınları, cinselliği yaşamadan önce eşleriyle duygusal bağ kurmaya zorunlu hale getirmiştir.

Kadınların cinsel arzuları erkeklerinki kadar hızlı gerçekleşmez, onların cinsel açıdan uyarılmaları bir süreç içinde yavaş yavaş meydana gelir. Kadının cinsel arzuları ancak erkeği tarafından arzulandığını, partneri tarafından sevildiğini, partnerinin ona değer verdiğini, kendisiyle ilgilenildiğini hissettiğinde ve duygusal ihtiyaçları karşılandığında uyanışa geçer. Bu bakımdan kadınlar için en güçlü afrodizyak, erkeğinin ona sunduğu sevgi, değerlilik ve biriciklik hissi ve duygusallıktır.

Kadın ve erkeklerin yukarıda bahsedilen özelliklere doğaları gereği sahip olmaları bir çelişki doğruyor. Erkekler kadınlarına olan sevgilerini açığa çıkarmak ve aşkı yaşamak için önce cinselliğe, kadınlar ise cinselliği yaşamak için önce duygusal ihtiyaçlarının erkek tarafından karşılanmasına ihtiyaç duyuyor. Erkekler kadınları anlayamıyor çünkü kendilerinin cinsel arzularının uyanmaya başlaması çok hızlı gerçekleşiyor ve bu uyarılmadan sonra günlerce beklemek erkek için kolay olmuyor. Karısı cinsel açıdan kendisi kadar hızlı reaksiyon gösteremediğinde de karısının kendisini çekici bulmadığını, artık seks yapmak istemediğini, reddedildiğini düşünmeye başlıyor. Benzer şekilde kadınlar da erkekleri anlayamıyor çünkü bilgi eksiklikleri; kendileri cinsellikten önce duygusallığa bu kadar ihtiyaç duyarken, eşlerinin buna ihtiyaç duymamasını, kendilerinin sevilmediğine, eşlerinin sadece cinsellik için onlarla birlikte olduklarını düşünmelerine ve soğumalarına neden oluyor.

Bu çelişkiden kurtulmak için çiftlerin öncelikle birbirlerinin doğalarını anlamaları gerek. Birbirlerinin ne için neye gereksinim duyduğunu kavrayan çiftler, kolaylıkla buna göre davranışlar gösterebilir. Örneğin birkaç günlük bir iş seyahatinden dönen bir erkek, eğer sağlıklı bir evlilikleri varsa, kesinlikle karısıyla seks yapmak isteyecektir. Bu erkeğin karısına sadece cinsellikle yaklaştığı anlamına gelmez. Erkeği karşılayan kadın ise yine eğer sağlıklı bir evlilik yaşantısı varsa, öncelikle biraz oturup konuşmak, birlikte bir şeyler yapmak gibi beklentilere girecektir. Bu da onun sevişmek istemediğini göstermez, sadece uyarılmamıştır.

Bu noktada çiftler birbirlerinin ihtiyaçlarına ya tek taraflı ya da çift taraflı fedakarlıkla yanıt verebilirler. Tek taraflı fedakarlık birinin kendi ihtiyacını görmezden gelerek eşini memnun etmeye çalışmasıdır ki bunun zaman zaman her iki eş tarafından yapılması önemlidir. İdeal bir birliktelikte çiftlerden birinin cinsel istek duymadığı zamanlarda dahi, ya eşini memnun etmek için bunu yapabilmesi ya da diğerinin ona istetebilmesi beklenir. Diğer yandan çift taraflı fedakarlık eğlenceli olandır. Çiftlerin her ikisi de öncelikli ihtiyaçlarından kısmen fedakarlık ederler. Örneğin erkek seks yapmayı ertelemeyi ve öncesinde eşini cinselliğe hazırlayacak koşulları oluşturmayı kabul eder. Bununla birlikte kadın da, erkeğinin yaptığı fedakarlığa, ona biraz cinsellik sunarak karşılık verebilir. Örneğin, eşler herhangi bir cinsel eylemde bulunmadan küvette çırılçıplak oturup sohbet edebilir, erkek romantik tavırlarıyla kadınını cinselliğe burada hazırlayabilir. Bu elbette yalnızca bir örnektir. Çiftler birbirlerinin doğalarını anladıkça, çift taraflı fedakarlıklar onlar için kolay ve keyifli bir hal alacaktır. Kadın ya da erkeğin, ne sadece cinsellik ne de sadece sevgi ve ilgi aramadığını unutmayın. Bu dünyaya ikimiz  de iki ihtiyaçla geldik, sadece bir tarafın önceliği başka, öteki tarafın önceliği başka.

Erkeğin kalbine giden yol penisinden, kadının vajinasına giden yol ise kalbinden geçer. Yolunuz açık olsun.


Uzm. Psikolojik Danışman İsa Özgür ÖZER