MAKALE | KADINLARDA CİNSEL İSTEKSİZLİK






KADINLARDA CİNSEL İSTEKSİZLİK

“Eşimle 4 yıldır evliyiz. Evliliğimizin ilk yılında düzenli ve keyifli bir cinsel hayatımız vardı. Karımın hamileliği süresince hiç seks yapmadık, ben de üzerine gitmedim. Ama doğumdan sonra da değişen bir şey olmadı, çocuğumuz 1 yaşına geldi, benden soğuduğunu düşünüyorum.”

“Karım benden cinsel açıdan uzaklaşmaya başladı. Bir süredir çok fazla çalışıyor, eve iş getiriyor, iş getirmese bile ev işleriyle çok uğraşıyor ve ne zaman yakınlaşmak istesem yorgun olduğunu söylüyor. Bu konuyu konuşmak istediğimde bir şey olmadığını, sadece çok çalıştığını ve bundan dolayı yorulduğunu söylüyor ve bir şey değişmiyor.”

Bu sözleri ya da bunların benzerlerini evli ya da düzenli bir ilişkisi olan erkeklerin %80’inden duymak mümkün. Çünkü ülkemizde kadınların %80’i ya hayatları boyunca ya da hayatlarının bir döneminde cinsel isteksizlik yaşıyor. Ergenlik yıllarından bu yana hayatı boyunca cinsel isteğin olmaması durumuna primer cinsel isteksizlik denirken, “ortada hiçbir şey yokken” meydana gelen isteksizliğe sekonder yani sonradan oluşan deniliyor. Bu yazımızda da cinsel isteksizliğin varlığından söz etmek için neler gerektiği, nedenlerinin neler olabileceği ve tedavisi hakkında özet bilgilere ulaşabileceksiniz.

“Cinsel İsteksizlik Var” diyebilmek için;

  • Cinsel eylemi engelleyen herhangi bir fizyolojik bozukluk (ıslanmama, uyarılmama vs.) olmaması
  • Cinsel fanteziler kurma ya da seks yapmaya ilişkin isteksizliğin son 6 ay görülmesi
  • Erkeğin cinsel açıdan uyarımının yeterli olması
  • Evlilik ya da ilişki içinde şiddet veya eş reddinin olmaması GEREKLİDİR.

Bir cinsel isteksizlik şikayetini değerlendirirken bakılması gereken ilk şey, bunun gerçekten bir cinsel isteksizlik mi yoksa eş reddi mi olduğudur. Yani kadın cinselliğe ilişkin genel olarak mı bir isteksizlik yaşıyor yoksa mevcut partneriyle mi cinsel ilişkiye girmek istemiyor diye araştırmak gerekir. Bazen cinsel isteksizlik yakınmasıyla gelen vakalarda aslında cinsel istekte bir sorunun olmadığı, karı koca arasındaki ilişki sorunlarının seks yapmaya engel olduğu ortaya çıkabilmektedir. Ya da tam tersi bazen kocalar, karılarının yaşadığı genel isteksizlik halini kişisel olarak algılayıp çatışmalara neden olabilmektedir.

Ayrımın yapılması gereken ikinci nokta, yaşanan isteksizliğin her zaman, her ortamda ve her koşulda mı olduğu yoksa belli zaman ve durumlarda mı ortaya çıktığıdır. Örneğin anne ve babaların ziyarete geldiği zamanlarda veya çiftlerin seks yaptıkları ortam uygun olmadığında da isteksizlik olabilir. Bu durum çoğunlukla geçicidir, suyun akışını tıkayan bir taş vardır ve onu kaldırmak yeterli olabilmektedir.

Neden Olur?

Primer yani ergenlikten bu yana var olan cinsel isteksizlik çoğunlukla;

  • Bilinçdışında yatan düşünceler
  • Cinselliğe ilişkin bilgi eksikliği
  • Cinselliğe ilişkin çocukluktan bu yana edinilen katı öğretiler
  • Cinselliğe ilişkin yanlış inançlar ve içsel çatışmalar
  • Seks yaptığı için kendini suçlu veya günahkar hissetme
  • Çocukluk travmalarından kaynaklı bastırılmış duygular gibi nedenlerden ortaya çıkar.
  • Sekonder yani sonradan ortaya çıkan cinsel isteksizlik ise;
  • Kullanılan bir ilaç varsa onun yan etkileri, depresyon, psikojenik travma
  • Belirtiler ortaya çıkmadan önce yaşanan bir ya da birkaç olay
  • Kötü cinsel deneyim
  • Takıntılı düşünceler (Aids ya da bel soğukluğu gibi zührevi hastalık kapmaktan korkmaya başlama)
  • Cinsel performansa ilişkin yoğun endişeler
  • Karı-koca arasındaki iletişim ve ilişki sorunları, Kocanın yanlış davranış şekilleri gibi nedenlerden dolayı ortaya çıkabilir. Genellikle karı-koca arasındaki çatışmalar, isteksizliğe neden olduğu gibi tedaviyi de zorlaştırır. Bu nedenle her cinsel terapi aslında bir evlilik terapisidir ve çiftin sadece cinsel değil, ilişkisel sorunlarını da düzeltmeyi hedefler.

Nasıl Tedavi Edilir?

Cinsel isteksizlik sorunundan yakınan çiftler, cinsel terapi alarak sorunlarının üstesinden gelebilirler. Eşlerden birinin seans odasında bulunmadığı bir tedavi süreci her daim yarım kalacaktır. Bu nedenle en uygunu çiftlerin seanslara birlikte katılmalarıdır. Başlangıçta, her insanın doğuştan sahip olduğu cinsel dürtülerin önünde engel olan bariyerlerin ne olduğunu anlamak üzere bir keşif yolculuğuna çıkılır. Bu aşamada eşlerin her ikisiyle de birebir görüşmeler yapılabilir. Bir tedavi formülasyonu oluşturulduktan sonra çiftlerle, bilişsel davranışçı terapi tekniklerinin uygulandığı aşamaya geçilir, bu aşamada hatalı düşünce kalıpları değiştirilir, ilk oturumdan son oturuma kadar çiftlere cinsel bilgiler eğitimi verilir. Çiftler artık zihinsel ve duygusal olarak cinselliğe hazırlandıktan sonra, cinsel eylemde bulunmaya başlar, iyi sevişme sanatını ve seks yapmanın inceliklerini öğrenirler, yaşamaktan keyif almaya başlarlar.


Uzm. Psikolojik Danışman İsa Özgür ÖZER